Blog

  • Tuğba Özay’dan Vasiyet: O Çiftliği Devlete Bağışlayacağım!

    Emlak dünyasının “Doktora” seviyesindeki eğitim programı Real Estate Engineering, 3. dönem mezunlarını Beykoz Liva Köşk’te düzenlenen görkemli bir törenle uğurladı. Geceye sunumu ve şarkılarıyla damga vuran ünlü sanatçı Tuğba Özay, basın mensuplarına yaptığı şok vasiyet açıklamasıyla herkesi duygulandırdı.

    Emlak Sektörünün “Sınıf Atlayan” Devleri Mezun Oldu

    Kurucu Asaf Sametoğlu ve Genel Koordinatör Demet Kütük‘ün ev sahipliğinde gerçekleşen Real Estate Engineering Mezuniyet Töreni, gayrimenkul sektörünün en prestijli isimlerini bir araya getirdi.

    Sıradan bir emlakçılık eğitiminin çok ötesinde, adeta bir “doktora programı” titizliğiyle yürütülen ve 8 ay süren bu ileri seviye eğitim, sektöre yön verecek lüks konut ve büyük ölçekli sanayi/fabrika satış uzmanları yetiştirdi. Mülakatlarla özenle seçilen; aralarında eski mühendis, avukat ve matematikçilerin de bulunduğu kalifiye mezunlar, gecede hak ettikleri ödüllere kavuştu.

    “Satsam İstanbul’da Yalı Alırım Ama O Babamın Mirası!”

    Gecenin finalinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ünlü sanatçı Tuğba Özay, yatırımlarını zamanında emlak alanında değerlendirdiğini belirterek çarpıcı bir itirafta bulundu. Yıllar önce Antalya Manavgat’ta aldığı çiftliğin bugün paha biçilemez bir değere ulaştığını söyleyen Özay, şöyle konuştu:

    “Biliyorsunuz ben babamı çok ani kaybettim. Bugün istesem orayı satar, İstanbul’un en güzel yerinde yalıda otururum. Ama Allah bana orayı sattırmasın. Oradaki her bir ağaçta, her bir çiçekte babacığımın ve bizim çok büyük emeklerimiz var. Babam bana hep ‘Kızım burası senin geleceğin’ derdi. O yüzden orası benim için maddi bir değerden çok daha fazlası.”

    İlk Kez Açıkladı: “Annemle Ortak Kararımız, Bu Benim Vasiyetimdir”

    Arazinin gelecekte bir ranta kurban gitmesini istemediğini ve adının sonsuza dek yaşatılmasını arzuladığını belirten Özay, Türk halkını duygulandıran o vasiyeti ilk kez şu sözlerle ilan etti:

    “Bunu ilk kez açıklıyorum ve bu da arşivlerde bir kayıt olarak bulunsun: Annemle birlikte ortak bir karar aldık. Öldüğümde o çiftlik evini, babamın adını, anılarımızı ve Özay soyadını yaşatması için devletimizin herhangi bir kurumuna bağışlayacağız. Bu benim vasiyetimdir.”

    “Topraklarınızı Satmayın!”

    Konuşmasının sonunda son dönemde yabancılara yapılan toprak satışlarına da göndermede bulunan ünlü sanatçı, tüm Türkiye’ye seslenerek önemli bir çağrıda bulundu: “İşte bu yüzden herkese sesleniyorum: Lütfen yerli topraklarınıza sahip çıkın ve topraklarınızı satmayın!”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Meryem Gülbetekin’den çifte başarı: Kızıl Elma Ödül Adaylığı ve Yeni Kitap Heyecanı

    Yazar, sunucu, sanatçı ve model Meryem Gülbetekin, sanatın farklı alanlarındaki başarılı çalışmalarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Üretken kimliği ve çok yönlü kariyeriyle dikkat çeken Gülbetekin, hem müzik hem de edebiyat dünyasında önemli gelişmelerle adından söz ettiriyor.

    Sözleri ve yorumuyla büyük beğeni toplayan ilk single çalışması “Deniz Üstü Köpürür”, Atakan Taşur ve Koray Bozat tarafından düzenlenen prestijli Kızıl Elma Ödülleri kapsamında ödüle aday gösterildi. Kasım ayında gerçekleştirilecek olan ve sanat dünyasının önemli isimlerini bir araya getirecek görkemli ödül gecesinde yer alacak olan Gülbetekin, ilk müzik çalışmasıyla böylesine önemli bir organizasyonda bulunmanın heyecanını yaşıyor.

    Sanat ve edebiyat alanındaki çalışmalarını da aralıksız sürdüren başarılı isim, okuyucularıyla buluşturmaya hazırlandığı üçüncü kitabı “Yıldızlardan İnen Bilgeler: Türkler” ile de gündemde. Türk tarihi ve kültürüne farklı bir perspektiften yaklaşan eser, zengin içeriği ve dikkat çekici anlatımıyla yakın zamanda kitapseverlerin beğenisine sunulacak.

    Yazarlık, sunuculuk ve müzik kariyerinin yanı sıra modellik alanındaki çalışmalarını da başarıyla sürdüren Meryem Gülbetekin, yeni projeler ve iş birlikleri için gelen tekliflere açık olduğunu ifade etti.

    Sanatın farklı disiplinlerinde üretmeye devam eden Gülbetekin, yeni projeleri, eserleri ve sürpriz çalışmalarıyla takipçileriyle buluşmayı sürdürecek.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Mahmut Görgen ve Elinakey’den Kültürleri Buluşturan Şarkı: Nefes Çektim

    Türk elektronik müziğinin başarılı isimlerinden aranjör ve DJ Mahmut Görgen, uluslararası projelerine bir yenisini daha ekledi. Görgen, Rusya’nın dikkat çeken içerik üreticileri ve müzik sanatçıları arasında yer alan Elinakey ile gerçekleştirdiği “Nefes Çektim (Вдох)” adlı yeni çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu.

    WM Music etiketiyle yayınlanan eser, Türkçe ve Rusça sözleri aynı şarkıda buluşturarak iki farklı kültür arasında müzikal bir köprü kuruyor. Afro-R&B tarzındaki çalışma, enerjik ritimleri, modern sound’u ve akılda kalıcı melodileriyle dikkat çekiyor. Hareketli yapısıyla öne çıkan şarkı, dinleyicilere yüksek enerji sunarken, farklı dillerin uyum içinde kullanıldığı yapısıyla da uluslararası bir kimlik kazanıyor.

    Sosyal medya platformlarında paylaştığı müzik ve performans içerikleriyle milyonlarca izlenmeye ulaşan Elinakey, Rusya başta olmak üzere geniş bir takipçi kitlesine sahip. Dijital platformlardaki yükselişiyle adından sıkça söz ettiren sanatçı, Türkiye’de de ilgiyle takip ediliyor. Kendine özgü vokal tarzı ve enerjisiyle projeye farklı bir renk katan Elinakey, Mahmut Görgen ile gerçekleştirdiği bu iş birliğiyle uluslararası müzik kariyerine yeni bir halka ekliyor.

    Mahmut Görgen’in prodüksiyonunu üstlendiği “Nefes Çektim (Вдох)”, Afro-R&B tınılarını modern pop dokunuşlarıyla harmanlıyor. Türkçe ve Rusça vokallerin bir araya geldiği eser, dans ritimlerini melodik bir yapı ile buluşturarak geniş bir dinleyici kitlesine hitap etmeyi hedefliyor. İki sanatçının farklı coğrafyalardan gelen müzikal birikimlerini aynı projede buluşturması, çalışmayı sıradan bir düetin ötesine taşıyor.

    Şarkının klibi de projenin üretim sürecini yansıtmasıyla dikkat çekiyor. MAP Production stüdyolarında çekilen ve yönetmenliğini Fatih Doğukan Yılmaz’ın üstlendiği klipte, Mahmut Görgen ve Elinakey’in stüdyo çalışmaları, aranje süreci ve kayıt anlarından görüntülere yer veriliyor. Müzikseverleri şarkının mutfağına davet eden klip, projenin samimi atmosferini ekranlara taşıyor.

    Türkiye ve Rusya arasında kurulan bu özel müzikal iş birliği, farklı kültürlerin ortak bir ritimde buluşabileceğini bir kez daha ortaya koyarken, “Nefes Çektim (Вдох)” yaz sezonunun dikkat çeken uluslararası projeleri arasında yerini almaya hazırlanıyor.

    Mahmut Görgen ve Elinakey imzası taşıyan “Nefes Çektim (Вдох)”, tüm dijital müzik platformlarında yayında.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Halı saha maçlarında gizli risk: Hazırlıksız yüksek efor

    Halı saha maçları sırasında yaşanan ani kalp krizi vakaları, yoğun egzersizin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıyor. Sosyal medyanın yaygınlaşması ve saha kameralarının artmasıyla bu tür olayların daha görünür hale geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Bu vakalar, özellikle hareketsiz yaşam süren kişilerin hazırlıksız şekilde yüksek tempolu sporlara başlamasının ciddi riskler doğurabileceğini bir kez daha hatırlatıyor” dedi.

    Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik nedeniyle birçok kişinin günün büyük bölümünü masa başında geçirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Uzun süre hareketsiz kalan bireylerin hazırlıksız şekilde yüksek efor gerektiren aktivitelere başlaması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Özellikle halı saha gibi kısa sürede yüksek tempo gerektiren sporlarda kalp hızının ve tansiyonun ani yükselmesi, altta yatan kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.

    Bu belirtiler varsa fiziksel aktivite sonlandırılmalı

    Kalp krizinin en tipik belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi olduğunu vurgulayan Özen, “Özellikle egzersiz sırasında ortaya çıkan ve kişiyi durup dinlenmeye zorlayan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı. Ani nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi belirtiler de önemli uyarı işaretleri arasında. Bu şikâyetlerden herhangi biri görüldüğünde fiziksel aktivite derhal sonlandırılmalı ve vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme alınmalı” dedi.

    İlk dakikalar hayat kurtarıyor

    Olası bir kalp krizi veya ani kalp durması durumunda ilk yapılması gerekenin 112’yi aramak olduğunu hatırlatan Özen, “Bu tür durumlarda kişinin bilinci ve solunumu hızla değerlendirilmeli. Bilinç kaybı ve nabız yokluğu varsa vakit kaybetmeden kalp masajına başlanması hayati önem taşır. Ani kalp durmalarının önemli bir kısmında ölümcül ritim bozuklukları rol oynar ve otomatik eksternal defibrilatör (AED) cihazlarının erken dönemde kullanılması hayatta kalma şansını belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle spor ve egzersiz yapılan alanlarda AED cihazlarının yaygınlaştırılması önemli bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Ani kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde yapılan doğru müdahale hem yaşam kurtarır hem de kalıcı beyin hasarı riskini azaltabilir” dedi.

    Risk yaşa göre değişiyor

    Spor sırasında ortaya çıkan kalp problemlerinin nedenlerinin yaşa göre farklılık gösterebileceğini dile getiren Özen, “Özellikle 35 yaş altındaki bireylerde; yapısal kalp hastalıkları, genetik ve doğumsal anomaliler, hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kası hastalıkları, doğumsal ritim bozuklukları ve koroner damar anomalileri ön plana çıkar. Daha ileri yaş gruplarında ise vakaların büyük çoğunluğundan koroner arter hastalığı ve damar sertliği sorumludur. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü ve diğer kronik hastalıklar da riski artıran önemli faktörler arasındadır. Bu nedenle özellikle düzenli egzersiz alışkanlığı bulunmayan kişilerin yoğun fiziksel aktiviteye başlamadan önce sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır” uyarısında bulundu.

    Her kalp krizi ölümle sonuçlanmaz

    Ani kalp krizinin, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin ya da birkaçının aniden tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamaması ve hasar görmesiyle ortaya çıktığını açıklayan Özen, “Ani kardiyak ölüm ise kalbin elektrik sisteminde gelişen ciddi ritim bozuklukları nedeniyle kan dolaşımının aniden durması sonucu meydana gelir. Ani kardiyak ölümlerin en önemli nedenlerinden biri kalp krizi olsa da her kalp krizi ani kardiyak ölüme yol açmaz. Bu nedenle iki tablonun farklı mekanizmalarla geliştiğini bilmek önemli” dedi.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Tıkanırcasına yeme davranışında tehlikeli döngü!

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, tıkınırcasına yeme ve duygusal yeme davranışlarının ortaya çıkmasına neden olan duygular ile biyolojik-psikolojik etkileşimler hakkında açıklamalarda bulundu.

    Yeme ataklarından önce genellikle olumsuz duygular yaşanıyor!

    Tıkınırcasına yeme atakları sırasında, Bulimia Nervoza’da da görüldüğü üzere, atağın ardından genellikle kusma davranışının ortaya çıktığını ifade eden Sera Elbaşoğlu, “Ancak bu süreçten önce kişinin içinde kendini kötü hissetme, yalnızlık, mutsuzluk ya da boşluk hissi gibi duygular bulunur.” dedi.

    Genellikle kişinin, yeme atağını yaşayabilmek için kendine çeşitli gerekçeler üretmiş olduğunu dile getiren Elbaşoğlu, “Bu gerekçelendirmelere örnek olarak; ‘zaten iyi hissetmiyordum’, ‘zaten mutsuzum’, ‘bunu yapabilirim’, ‘buna hakkım var’ gibi düşünceler verilebilir.” şeklinde konuştu.

    Duygusal yeme, sanıldığından çok daha yaygın bir davranış örüntüsü! 

    Benzer durumun duygusal yemede de görüldüğünü aktaran Sera Elbaşoğlu, şunları söyledi:

    “Duygusal yeme oldukça yaygındır. Her ne kadar Bulimia Nervoza’daki kadar yoğun yeme atakları olmasa da duygusal yemede de kişiler, bu davranışı gerçekleştirebilmek için benzer bir zihinsel ve duygusal zemin hazırlarlar.

    Bununla birlikte, duygusal yemede tüketilen miktar görece daha azdır. Tıkınırcasına yeme ataklarında ise kişiler çok daha fazla miktarda yiyecek tüketir. Genellikle karbonhidrat ve şeker ağırlıklı, kolay tüketilebilen pizza, hamburger gibi yiyecekleri ve bunlara eşlik eden içecekleri tercih ederek kısa sürede çok büyük miktarlarda yemek yerler.”

    Yeme atakları, dissosiyatif bir hâli andıran kopuş duygusuna yol açabiliyor! 

    Yeme sırasında dopamin salınımının arttığını ve kişinin haz duygusu yaşadığına dikkat çeken Sera Elbaşoğlu, “Ancak bu yeme davranışı genellikle büyük bir hırsla ve çok hızlı şekilde gerçekleşir. Kişiler adeta ne olduğunu tam olarak anlayamadıkları bir hız içinde hareket ederler.” dedi.

    Bu durumun, zaman zaman dissosiyatif bir hâli andırdığına işaret eden Elbaşoğlu, kişinin kendisinden ve yaşadığı andan koptuğu bir süreç olarak tanımlanabileceğini söyledi.

    Yeme atağının ardından gelen pişmanlık, yeni ataklar için zemin hazırlayabiliyor! 

    Atağın ardından ise yoğun bir pişmanlık ve utanç duygusu ortaya çıktığını vurgulayan Sera Elbaşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu nedenle kişiler yaşadıkları yeme ataklarını çoğunlukla gizlemeye çalışırlar. Pişmanlık ve suçluluk duygularının etkisiyle ertesi gün ya da takip eden günlerde daha az yeme eğilimi gösterebilirler. ‘Daha sağlıklı beslenmeliyim’, ‘daha az yemeliyim’ gibi düşünceler öne çıkar.

    Ancak bu durum, kan şekeri dengesinin bozulmasına da yol açarak biyolojik açıdan yeni bir yeme atağı için zemin hazırlayabilir. Sonuç olarak, kişinin yaşadığı duygular, yeme davranışı ve sonrasında gelişen düşünce örüntüleri psikolojik etkenlerle birleşerek kendi kendini sürdüren bir kısır döngü hâline gelir.”

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Çölyak hastalığında tek tedavi glutensiz beslenme!

    Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

    Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil

    Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, “Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.” dedi. 

    Çölyak dışı gluten hassasiyetinin ise farklı bir tablo olduğunu ifade eden Çetinkaya, “Çölyak dışı gluten hassasiyeti, gluten tüketimi sonrası şişkinlik, karın ağrısı, gaz, yorgunluk veya baş ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıktığı ancak çölyak hastalığında görülen otoimmün yanıtın ve ince bağırsak hasarının bulunmadığı bir durumdur. Gluten hassasiyetinde çölyak antikorları genellikle negatif saptanır ve bağırsak biyopsisinde villöz atrofi görülmez. Bu nedenle çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti arasındaki temel fark; çölyakta bağışıklık sisteminin bağırsak dokusuna zarar veren otoimmün bir süreç oluşturması, gluten hassasiyetinde ise benzer semptomlara rağmen kalıcı bağırsak hasarının bulunmamasıdır.” diye konuştu.

    Glutensiz diyete başlamadan önce test yaptırın!

    Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, “Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez.” ifadelerini kullandı.

    Glutenin gizli kaynaklarına dikkat!

    Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, şöyle devam etti:

    “Gluten; başlıca buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir protein grubudur ve bu tahıllardan üretilen birçok gıdada yer almaktadır. Ekmek, makarna, bulgur, erişte, kek, börek, kurabiye, simit, pizza hamuru ve un içeren hazır gıdalar glutenin en yaygın kaynaklarıdır. Ayrıca malt ve malt özü içeren ürünler, bira ve bazı kahvaltılık gevrekler de gluten içerebilmektedir. Doğal olarak glutensiz besinler arasında ise pirinç, mısır, patates, karabuğday, kinoa, baklagiller, sebzeler, meyveler, yumurta, et ve süt ürünleri yer almaktadır. Yulaf doğal olarak gluten içermese de üretim sırasında çapraz bulaş riski taşıyabildiğinden sertifikalı glutensiz ürünler tercih edilmelidir. Glutenin en sık gözden kaçan kaynakları arasında soya sosu, malt sirkesi, sucuk, salam, hazır çorba ve bulyonlar yer almaktadır. Ayrıca bazı ilaçlar, takviyeler, kozmetik ürünler ve restoranlarda kullanılan ortak fritöz yağları da çapraz bulaş riski oluşturabilmektedir.” 

    “Glutensiz” etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabilir

    Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini söyledi.

    Çetinkaya, “Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre ‘glutensiz’ ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de ‘glutensiz’ etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir.” dedi.

    Bu nedenle yalnızca etiket bilgisinin yeterli olmadığını vurgulayan Çetinkaya, “Üçüncü taraf sertifikalı ürünlerin tercih edilmesi, içerik listelerinin düzenli kontrol edilmesi ve özellikle dışarıda yemek tüketiminde çapraz bulaş riskine dikkat edilmesi önerilmektedir.” şeklinde konuştu.

    Glutensiz beslenmede en sık yapılan hata hazır ürünlere yönelmek

    Glutensiz diyet uygulayan bireylerde vitamin ve mineral eksikliklerinin sık görülebildiğini ifade eden Çetinkaya, işlenmiş glutensiz ürünlerin aşırı tüketimine karşı uyardı.

    “Glutensiz diyetin beslenme açısından yetersiz olduğu ve sık sık vitamin-mineral eksiklikleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir.” diyen Çetinkaya, şu değerlendirmede bulundu:

    “Özellikle glutensiz hazır ürünler tüketildiğinde aşırı şeker ve yağ alımına da zemin hazırlanabilmektedir. Sağlıklı bir beslenme düzeninde taze, doğal ve mümkün olduğunca işlenmemiş besinlerin ön planda tutulması önerilmektedir. Karabuğday, kinoa, kahverengi pirinç ve baklagiller gibi kaynaklar düzenli olarak tüketilmeli; demir, kalsiyum, magnezyum, D vitamini, E vitamini, folat ve bazı B grubu vitaminleri düzenli olarak takip edilmelidir. Bunun yanında glutensiz beslenmeye geçiş sonrası bazı bireylerde aşırı et ve hayvansal protein tüketimine yönelim görülebilmektedir. Dengeli beslenmenin sağlanabilmesi için kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve diğer bitkisel protein kaynaklarının diyete çeşitlilik sağlayacak şekilde eklenmesi önerilmektedir.”

    Kahvaltıda doğal besinler ön planda olmalı

    Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Çetinkaya, “Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır.”

    Glutensiz tariflerde tek un kullanmak yerine karışımlar tercih edilmeli

    Glutensiz unların besin değerleri ve pişirme özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Çetinkaya, “Araştırmalarda nohut ve bezelye unlarının yüksek lif içerdiği; karabuğday, kinoa ve yulaf unlarının ise esansiyel amino asitleri sağlayan kaliteli protein kaynakları olduğu belirtilmiştir. Karabuğday unu, B vitamini, mineral ile antioksidan açısından zengindir. Özellikle krep, gözleme ve hızlı ekmek tariflerinde kullanılmaktadır. Nohut unu yüksek protein ve lif içeriği sayesinde tortilla, köfte ve tuzlu tariflerde tercih edilirken; badem unu düşük glisemik indeksli yapısıyla kurabiye ve kek tariflerinde öne çıkmaktadır. Pirinç unu hafif ve nötr tadı nedeniyle glutensiz tariflerde temel un olarak sık kullanılırken, kinoa unu tam protein kaynağı olmasıyla dikkat çekmektedir. Hindistancevizi unu ise çok yüksek lif içeriğine sahip olup yoğun su çekme özelliği nedeniyle tariflerde daha fazla sıvı gerektirmektedir. Gluten hamura elastikiyet ve yapı kazandırdığı için glutensiz tariflerde bağlayıcı maddelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla en sık ksantan gam, psyllium kabuğu ve yumurta kullanılmaktadır. Ayrıca tek bir un yerine 2–3 farklı glutensiz unun birlikte kullanılması, doku ve lezzet açısından daha başarılı sonuçlar sağlamaktadır.” dedi.

    Çocuklarda glutensiz diyete uyum için sunum önemli

    Çölyaklı çocuklarda glutensiz diyetin bağırsak sağlığının düzelmesinde kritik rol oynadığını belirten Çetinkaya, çocukların diyete uyumunda lezzet ve sunumun büyük önem taşıdığını söyledi ve “Yeni tanı alan çocukların yüzde 50’sinden fazlası ilk yıl içerisinde bağırsak iyileşmesi yaşamaktadır. Bazı çocuklarda iyileşme üçüncü aydan itibaren başlayabilmektedir. Bu nedenle glutensiz diyetin erken dönemde uygulanması son derece önemlidir.” ifadesinde bulundu.

    Çocuklar için eğlenceli ve sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesini öneren Çetinkaya, “Karabuğday ve pirinç unu ile hazırlanan mini pizzalar, glutensiz yulafla yapılan kakaolu enerji topları, muzlu karabuğday waffle, mısır unlu fırın nugget, meyveli kinoa pudingi ve nohut unu ile hazırlanan gözlemeler hem besleyici hem de çocukların ilgisini çekebilecek seçenekler arasında yer almaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Başkan Çerçioğlu Her Yaştan Vatandaşı Sanatın Tüm Renkleri ile Buluşturmaya Devam Ediyor

    Çerçioğlu’nun çalışmaları ile kültür ve sanat etkinlikleri kentin dört bir yanında vatandaşlarla buluşmaya devam ediyor.

    Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kültür merkezlerinde düzenlediği sanat kurslarına katılan her yaştan kursiyer, yıl boyunca ortaya koydukları eserleri sergiyle taçlandırdı. Çocuklardan yetişkinlere her yaştan sanatseverin yer aldığı sergi kapılarını açtı.

    Aydın Büyükşehir Belediyesi Vali Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde açılan ve 120 eserin bulunduğu sergide; yağlı boya, akrilik, sulu boya ve karakalem teknikleriyle hazırlanan birçok çalışma sanatseverlerle buluştu. Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezleri’nde resim eğitimi alan kursiyerler, eğitim süresince hem teknik becerilerini geliştirme fırsatı yakaladı hem de hayal güçlerini tuvallere yansıttı.

    Sergiye katılan kursiyerler, eğitimler boyunca sanatla iç içe bir yolculuk yapma imkanı bulduklarını belirterek Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti.

    Sergi, 13 Haziran Cumartesi gününe kadar 09.00 ile 17.30 saatleri arasında Vali Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Başkan Çerçioğlu Vatandaşları Tiyatro ile Buluşturdu

    Çerçioğlu, Aydın’ın dört bir yanında vatandaşları kültür ve sanat etkinlikleri ile buluşturmaya devam ediyor.

    Aydın Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, kültür ve sanat dolu gece ile bir kez daha Aydınlılar ile buluştu.  Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın usta oyuncularından yıl boyunca eğitim alan Tiyatro Atölyesi öğrencileri, “Lokanta” adlı oyunu sahneledi, amatör tiyatrocuların performansları tiyatroseverlerden tam not aldı.

    Tek perdelik komedi, 7’den 70’e her yaştan izleyiciyi kahkahalara boğdu. Şükran Güngör-Yıldız Kenter Kültür Merkezi ve Tiyatro Salonu’nda sahnelenen gösterimi yüzlerce vatandaş ilgiyle izledi.

    Tiyatroseverler, Şehir Tiyatroları ve Tiyatro Atölyesi oyuncularının performanslarını ayakta alkışlayarak beğenilerini dile getirdi. İzleyiciler, sanatın her dalına verdiği destek nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Seferihisar Engelsiz Eşit Yaşam ve Kampçılık Derneği 16. sezonunu açtı

    Doğanbey Sakızağacı mevkiinde faaliyet gösteren Seferihisar Engelsiz Eşit Yaşam ve Kampçılık Derneği(SEKADER), 16. sezonunun açılışını coşkulu bir etkinlikle gerçekleştirdi. 

    Engelli bireylerin su sporlarına katılımını ve denize erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen dernek, yeni sezonla birlikte bir kez daha üyeleri ile buluşacak.

    Açılış etkinliği, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Dernek Başkanı Raşit Kırkayak ve çeşitli engelli derneklerinden temsilcilerin katılımıyla yapıldı. 

    Dernek Başkanı Raşit Kırkayak yaptığı konuşmasında her yıl daha fazla bireyin engelleri aşarak suyla buluşmasına destek verdiği için Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’e teşekkür etti. 

    “Engelsiz bir yaşam mümkün” 

    Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, “Seferihisar’da özel bireyler için gerekli düzenlemeleri yapmaya devam ediyoruz. Engelli dostu kent vizyonumuzla engelli vatandaşlarımızın hayatın her noktasında eşit şekilde var olabileceği şartlar için var gücümüzle çalışıyoruz. Engelsiz ve erişilebilir kentleri hep birlikte inşa edeceğiz. Engelsiz bir yaşam mümkün!” dedi.
     
    Seferihisar Engelsiz Eşit Yaşam ve Kampçılık Derneği, sezon boyunca farklı yaş gruplarından engelli bireyleri ağırlamaya ve onlara çeşitli kampçılık ve su sporu deneyimleri sunmaya devam edecek.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Misi’deki Edebiyat Galerisi kapılarını “Bedri Rahmi” ile açtı

    Nilüfer Belediyesi tarafından kentin kültür yaşamına kazandırılan Misi’deki (Gümüştepe) Edebiyat Galerisi’nin kapıları “Bedri Rahmi Eyüboğlu Yaşıyor” sergisi ile açıldı. Ressam ve şairin resimleri, şiirleri ve arşiv belgelerinden oluşan sergi, aynı zamanda Nâzım Hikmet Kültürevi’nde de izleyici ile buluştu.

    Bursa’nın kültür ve sanat hayatına katkı sunan Nilüfer Belediyesi, Edebiyat Galerisi’ni “Bedri Rahmi Eyüpoğlu Yaşıyor” sergisiyle kente kazandırdı.  Açılışa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, küratörlüğünü üstlenen, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Güzel Sanatlar Akademisi’nden öğrencisi olan ressam ve akademisyen Prof. Dr. Aydın Ayan, Gümüştepe Mahalle Muhtarı Haluk Balta ve sanatseverler katıldı.

    Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir açılışta yaptığı konuşmada, Edebiyat Galerisi’nin yeni bir kültür mekânı olarak kente kazandırıldığını söyledi. Nilüfer Belediyesi olarak Misi’nin tarihi dokusunu yıllardır büyük bir özenle koruduklarını dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Tescilli yapıları restore ediyor, kültür sanat mekânlarına dönüştürüyoruz. Edebiyat Müzesi bunlardan biriydi. Bugün açılan Edebiyat Galerimiz de müzemizin tam karşısında bulunuyor. Burada edebiyatla bağı olan ressamların sergilerini, yılın yazarının sergilerini hazırlayacağız. Edebiyat ile resim bu çatı altında buluşacak” dedi.

    EL YAZISI NOTLARI, MEKTUPLARI, ŞİİRLERİ…

    Başkan Şadi Özdemir, ressam, yazar ve şair Eyüboğlu’nun tüm yönleriyle görüleceğini ifade ederek, “Sergide, sanatçının el yazısı notları, mektupları ve şiirleri de var. Ağaç Bütün: Bedri Rahmi Eyüboğlu Yaşıyor; Sanata Adanmış Bir Yaşam’ isimli kitabı bizlere kazandıran küratörümüz Aydın Ayan’a ve sergimizin hazırlanmasının her aşamasında büyük katkıları olan Doçent Meryem Uzunoğlu’na ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ailesine teşekkür ederiz” dedi.

    AYNI ANDA İKİ MEKANDA

    Küratör Prof. Dr. Aydın Ayan, Misi’nin özel bir yer olduğunu ve akla hemen sanatın geldiğini söyledi. Ayan, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ölümünün 50’nci yılında hazırlanan serginin yaklaşık 9 aylık bir çalışmanın sonucu olduğunu belirtti.  İki sergide toplam 64 eserin bulunduğunu dile getiren Ayan, “Nazım Hikmet Kültürevi’nde ve Edebiyat Galerisi’nde olmak üzere iki mekanda bulunan sergimiz 20 Eylül’e kadar açık kalacak” dedi.

    Konuşmaların ardından Başkan Şadi Özdemir, Aydın Ayan’a ve Meryem Uzunoğlu’na hediye takdim etti. 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı